Popüler Köşe Yazarları (Her Kaynaktan Seçkin Kalemler)

EKONOMİ Kategorisindeki Köşe Yazıları

63 makale listeleniyor Tümünü Gör

Göz Göre Göre Yapılmış...

Ekonomik krizin, yüksek enflasyonun altında ezilen, kirasını, elektrik su faturasını ödemekte zorlanan vatandaş belli ki geçinebilmek, üç kuruş kazanabilmek için borsaya girmiş, küçük yatırımcı dediğimiz vatandaş. 550 bin kişinin doğrudan, 10 milyon kişinin ise dolaylı olarak etkilendiği bir skandal gerçeğimiz var.

Dünyanın yeni duygu haritası

Uluslararası ilişkiler ala­nının psikopolitik çerçevede analiz edilmesi oldukça yeni bir akım. Dev­letlerin rasyonel aktörler olarak ka­bul edilmesi ve sis­temin temel aktör­lerinin de devletler olduğu varsayımı; yakın zamana kadar “kurtlar sof­rası” olarak tanımlanan bu arena­daki davranışları, çıkar hesapla­rına dayandırıyordu. Devletlerin aklı olsa bile duygularının olma­dığı düşünülüyordu. Toplumsal işleyişin düzenli yürümesini sağ­lamak üzere, hayali bir toplumsal sözleşme ile yetkilerimizi devret­tiğimiz politik bir mekanizmanın böyle bir özelliği olamazdı. Ras­yonalitesi ise ancak kararlar, ku­rumlar ve yaptırımların siste­matiği üzerinden anlaşılabilirdi. Devlet denilen şey öfkelenemez, aşağılanma, incinme ya da inti­kam duyguları hissedemez; trav­matize olması beklenemezdi.

Yapay zekâda sentetik veri ve Türkiye için fırsatlar

Yapay zekâ ekonomisinde geleceğin değerli şirketleri sadece model geliştirenler değil, aynı zamanda modellerin güvenilir biçimde öğrenmesini sağlayanlar da olacak. Türkiye açısından fırsat, dev modeller eğitmekten ibaret değil. Asıl fırsat, güçlü olduğumuz sektörlerde doğrulanmış ve sorun çözen sentetik veri ürünleri geliştirmek.

Aydınlanma öncesi laisizm ve sekülarizm

Laiklik ve sekülarizm farklı kavramlar mıdır? Evet. Kesişen kümelerdir ama aynı değildirler. Bu terimlerin anlamlarının zamanla değiştiğini baştan söylemek gerek. Laik –laicus- teriminin macerası ilginçtir. Başlangıçta “Tanrının halkı” manasında olumlu bir anlam yüklü olan bu terim, Yüksek Orta Çağ’da (MS 476 Batı Roma’nın yıkılışı-MS 1000 veya 1066’da Norman kralı William the Conqueror’un İngiltere’yi istila edişi arasında geçen süre) idiota et illitteratus anlamında kullanılıyor; aptal ve cahil, eğitimsiz Hristiyan manasında. Ancak 14. Yüzyılda –geç bir tarih- laik terimi yeniden olumlu bir anlam kazanıyor. Tepe noktası Gratian’ın Decretum’unda (1140 yılı civarı) geçen Duo sunt genera Christianorum sayılıyor. İki tür Hristiyan var; laikler ve kilise mensupları. Burada laikler –cahil halk- aşağılanıyor çünkü onlar Hristiyanlığın erdemlerini tam olarak kavramaları zaten beklenmeyen bir kitle olarak görülüyor. Fiilen de durum bu çünkü okuma-yazma, hukuk (Latince), muhasebe (aritmetik) neredeyse sadece kilise mensuplarının öğrenebildiği sanatlardı. Örneğin Charlemagne imparator olduğunda adını yazamıyordu.

Tüketim harcamalarında bölgesel farklılıklar

TÜİK yılda bir kez Hanehalkı Bütçe Araş­tırmasının son 3 yıllık verilerini birleşti­rerek bölgeler düzeyinde hanelerin tüketim harcamalarına dair rakamlar yayınlıyor. 2023, 2024 ve 2025 yıllarının birleştirilmiş tüketim harcaması rakamlarının toplam harcama için­deki payları Cuma günü yayınlandı. Bu bilgi iki açıdan dikkate değer. Birincisi, bölgeler ara­sında geçim koşullarında farklılıkların nispe­ten gerçekçi bir görünümünü sunuyor. İkinci­si, sosyal ve kültürel farkların yarattığı tüke­tim tercihleri hakkında bir ölçüde fikir veriyor.

Hangi Fransa, hangi Avrupa?

Fransa'da yaşanan son hadiseler dünya gündeminde sarsıcı bir etki yaratıyor. Sokak gösterilerinin Fransa'da olması ister istemez tarihsel olarak o dünyayı ayağa kal­dıran 1789 Fransız devrimini akıllara geti­riyor. Tabii ki ne ebatları ne dünyaya etkisi­ni 1789 Fransız ihtilaliyle kıyaslanmak çok doğru olmaz. Ancak gerçekten ne olduğu ve bunun sebepleri herkesin aklında.

Besleyelim ama öldürmeyelim

Demokrat Parti’nin son yılları idi. Milli gelir artış hızı yavaşlamış, enflasyon artmış, temel mallarda kısıtlamalar ve ülkede karaborsa başlamıştı. Hükümet tedbir olarak Milli Korunma Kanunu’nu yeniden yürürlüğe koymuştu ve cezalar artırılmıştı. Fiyat tespiti, stok denetimi ve kâr seviyeleri belirlemesi ile ekonomi kontrol edilmeye çalışılmıştı. Yasaya aykırı davrananlara para ve hapis cezaları uygulanıyordu. Ama ekonomi dikiş tutmuyordu. Karaborsa yaygınlaşmış, enflasyon 1958 yılında %15,8 ve 1959 yılında %24,4’e ulaşmıştı. (Enflasyon rakamlarına bakın; hem de o zaman günün TÜİK’i yoktu (!)). Halk, ekonomik zorluklar ve partizan davranışlar yüzünden bunalımda idi.

2 3 4 5 6